Translate

5 Ocak 2014 Pazar

İstanbul'un Su Kaynaklarının Kamu Yararı Bahanesiyle Katledilmesi ve Cevapsız Sorular

İstanbul'un Su Kaynaklarının Kamu Yararı Bahanesiyle Katledilmesi
Plansız ve programsız kentleşmeden en büyük darbeyi alanlardan biri de su kaynakları. 
Dereler, ıslah edilme bahanesiyle ya kuru dere statüsüne sokularak yerleşime açılmış ya da yer altına hapsedilmiş. 
Beşiktaş Deresi, Ortaköy Deresi, Büyükdere Deresi kanalizasyon hattına dönüşmüş.
TEM Otoyolu ve bağlantı yollarının üzerine kurulduğu Ayamama Deresi hastalık saçıyor.
Sarıyer Deresinden hiçbir iz kalmamış.
Baltalimanı Deresi artık boğaza pislik taşıyan beton bir kanal.
Göksu Derelerinin oluşturduğu alüvyonlar üzerinde kurulmuş bostanlar çarpık yapıların işgali altında.
Kurbağalı Derenin kurbağaları diğer tüm canlılar gibi yok olmuş.
Derelerini koruyamayan kent şimdi, içme suyu kaynaklarının toplandığı barajlarını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya.
Eskiden dereleri kurutup üzerine binalar inşa eden zihniyet, şimdi barajların su havzalarına dadandı. 
Su havzası, nehrin kaynağı ve sonlandığı yer arasında kalan ve nehre su veren tüm alana deniyor. 
2009 yılı itibarıyla; Marmara Bölgesindeki nüfusun su havzalarında yaşama oranı İstanbul'da %83,  diğer sekiz şehirde %17 ve İstanbul'un yüz ölçümünün tamamı su havzasına dahil.
Yani İstanbul zaten can çekişiyorken; önce "3'üncü Köprü, Çevre Yolları, 3'üncü Havalimanı ve Kanal İstanbul projeleriyle kentin içme ve kullanma suyunu karşılayan su havzalarını" talan edin, barajlardaki doluluk oranı son beş yılın en düşük seviyesine gelince de umudunuzu "önce kar ve yağmura, sonra da su tasarrufuna" bağlayın.
Ne diyelim...
Cevapsız Sorular
Madem amacınız İstanbul'da ulaşımı rahatlatmak, niye İstanbul'un kuzeyinde yeni bir kent inşa ediyorsunuz?
Gezi Parkı'ndaki üç-beş ağacı kesmiyoruz taşıyoruz diye kendinizi savunurken, Kuzey Ormanları'nda kesimi devam eden 2,5 milyon ağaç için ne söyleyeceksiniz?
"Medeniyet Projenizle" insan göçünü arttırarak ve yıllarca sürecek inşaat faaliyetleri başlatarak, İstanbul'un var olan problemlerini nasıl çözeceksiniz?
"3'üncü Köprü cinayettir” diye açıklama yaparken, ne oldu da fikrinizi değiştirdiniz?
Yaşam alanları müthiş projelerinizle bölündüğünde varlıklarını sürdürmeleri olanaksız hale gelecek yaban hayvan türleri için yeni göç yolları planladınız mı? 
Var olan az sayıdaki su kaynakları yok olduğunda ve Melen projesiyle gelecek su da tükendiğinde, suçu sizden önceki iktidar sahiplerine atmak için çalışmalara başladınız mı? 
Canlı cansız, yer altı yer üstü varlıklarıyla bir eko-sistem olan ormanları katlettikten sonra dikeceğiniz fidanların, kaç yüzyılda ağaç-orman olabileceğini düşündünüz mü?
"Kazan kazan" söyleminizin sonucu olarak, sıfır değerden 350 milyar dolarlık bir pazara ulaştırdığınız rant gelirinden kimlerin ne kadar pay alacağını kamuoyuyla paylaşacak mısınız?
Rant gelirleri sayesinde üretmeden tüketmeyi özendirerek ve 56 milyon kredi kartı dağıtarak hedeflediğiniz kalkınma modelinde; satacak şeyler tükendiğinde, kurtuluşu "dış güçlere karşı verilecek istiklal savaşında mı yoksa yeni dünya düzeninde mi" bulacaksınız? 
Saygılarımla
Ref.: radikal.comatlas onlinetübitak.com